Çok Okunanlar

Günün Hikayesi

Temizliğini yaptığı üniversiteyi kazandı hedefi rektörlük
O gece gözüne uyku girmedi. Ne de olsa 12 saat sonra liseyi bitirecek, idealindeki mesleğe bir adım daha yaklaşacaktı. Ama mutluluğu kısa sürdü. Şimdi anlatmaya bile çekindiği bir gerekçeyle okul idaresi diplomasını vermedi. Hayalleri yıkılmıştı.
Devamı »

"Eşim ve Ben" Son Yazılar

Kadınlar emir veya benzetme sözleri, erkekler ise küçümseyici ve kıyaslamalı cümleler kurarak eşlerini başkalarının yanında rencide ediyor. Bu durum ise değerlilik duygusunu zedeliyor. Eşin başkalarının özellikle anne-babasının yanında övülmesi, memnun olunduğunun söylenmesi evliliğin vazgeçilmezi olmalı.
Şiddetli geçimsizlik olarak yansıyan sorunların başında eşler arasındaki güven duygusunun zedelenmesi geliyor. Eşler güven duygusunu yeniden tesis edebilir. Bunun için samimiyetle hareket etmek ve bazı ortak kararlara 'evet' demek gerekiyor.
Amerikalıların 'evliliğin sırrını öğreten adam' dediği Dr. Harville Hendrix Türkiye'de. Hendrix'e "Boşanmalar artıyor, gelecekte evlilik olmayacak mı?" diye sorduk. Cevabı, "Olacak hem de evlenenler boşanmayacak, çünkü insanların bilinç seviyesi yükselecek." şeklinde oldu.
"Eşim zor bir insan. Evde ne yapsam memnun olmuyor. Bardağın hep boş tarafını görüyor." "İşten çıkınca eve gitmek istemiyorum. Eşim kapıdan girer girmez başlıyor, 'Annen şöyle yaptı.' diye söylenmeye."
Çiftler arasındaki tartışmalar, evliliğin tuzu biberidir. Tartışmanın dozu yükseldiğinde ise bu biber, eşleri adeta yakar.
Evlilikler canlı bir organizma gibidir. Beslenmek, bakılmak ister. Eşinize baskı yapmadan, evde hükümranlık kurmaya çalışmadan ortak yollar bulunabilir. Evlilik ona değer vermek, saygı göstermek, 'ben' yolundan çıkıp 'biz' olmayı başarmak demektir. Aile ilişkilerinde gönül aynasını kırmayın.
Anne-babaların tartışmalarının kavgaya dönüştüğü ortamlarda büyüyen kız çocukları, zamanla evlilikten korkar hale gelebiliyor. Psikolog Nedime Kekeçoğlu, kız çocuğu için babanın yakından tanıdığı ilk erkek olduğunu söylüyor.
Hayatın dönüm noktalarından biri de evlilik. Gençler eş adayıyla ilgili değerlendirmelerini ince eleyip sık dokuyarak yapmaya çalışıyor. Karar aşamasında 'Mantık mı yoksa duygular mı?' sorusu ise kafaları kurcalıyor.
Güzel sözün sihirli bir gücü vardır. Bıraktığı etki o kadar güçlüdür ki kökleri yerde ta derinlerde, dalları ise gür bir şekilde göklere uzanan bereketli bir ağaç gibidir.
Engellenme, önemsenmeme, aşağılanma ve keyfi bir tutumla karşılaşma gibi olaylar öfke sebepleri arasında yer alıyor. Ancak bazı insanlar diğerlerine göre çok daha çabuk öfkelenip pişman olacakları şeyler yapabiliyor. Psikiyatrist Dr. Zafer Atasoy, "Ben böyleyim ne yapayım?" diyen kişilerin öfkeyi bir mizaç haline getirdiğini belirtiyor.
Evlilik 'ben'den 'biz'e atılan bir adımdır. Evlenmeden önce gözlerinizi dört açın. Ama evlendikten sonra da bir gözünüzü kapatın. Evlilikte eşler birbirlerinin rakibi değil; rızaya giden yolda birbirlerinin hayırhah dostları olmalı. Eşler akşam eve geldiklerinde kapıda ayakkabılarını bıraktıkları gibi günlük sıkıntıları da yuvalarının önünde bırakmalı ve karşılıklı hatalar örtülmelidir.
Evliliğinizin mutlu, huzur bir şekilde uzun yıllar sürmesini istiyorsanız, her iki tarafın da çaba göstermesi gerekiyor. Bunun sonucunda ödülünüz de mutluluk olacaktır.
Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin aile değerlerini ilk kez araştırdı. Araştırma raporunda, Türk ailesinin toplumsal değişimden korunması için "aile danışmanlığı merkezlerinin'' kurulması önerildi.
İş hayatında, sosyal hayatta saygılı ve kontrollü gözüken kişilerin, aile içinde öfke patlamaları yaşaması, dürtü kontrol bozukluğunun habercisidir. Bu insanlar sonunu düşünmeden hareket eder. Toplum kurallarını, görgü kurallarını hiç dikkate almaz. Sosyal çevresinde uyumlu gibi gözükse de evlilik hayatında büyük sıkıntılar yaşarlar.
Hep evliliğin güzelliğinden bahsedilir. Kimi zaman yapılan araştırmalarda evlilerin bekârlara oranla daha uzun yaşadığı, mutlu olduğuna dikkat çekilir.
Ailede birliktelik, huzur ve mutluluk için önemlidir. Anne-baba her zaman aynı düşünmeyebilir. Ortak karar alma noktasında anlayış ve uyum varsa ergenler bundan olumsuz etkilenmez. Ama eşler arasında fiziki ve sözlü şiddet yaşanıyorsa bu, gence sözlü ve fiziki baskıya da dönüşebilir. Bu durum, gencin zamanla aileden uzaklaşmasına sebep olur.
Televizyon, internet ve cep telefonu gibi hayatımızı kolaylaştıran teknolojik cihazlara bağımlılık aile kurumunu olumsuz etkileyebiliyor. Aile bağlarının güçlenmesi için anne-baba ve çocukların sık sık 'aynı masa etrafında toplanması' büyük önem taşıyor. Sohbetlerin, güzel ve rahatlatıcı olmasının sırrı ise her bireyin bu konuda özverili ve istekli olması.
Her anne-baba, evladının mutlu bir yuva kurmasını, mürüvvetini görmek ister. Kız veya erkeğin evlenme yaşı gelmiş ise 'bir gelin/ damat bulamadık, gözümüz açıkken seni gelinlik/damatlık içinde göremedik, bir torun sevemedik' gibi şaka yollu konuşmalar yapmaya başlar.
ABD Gottman İlişki Enstitüsü uzmanı Dr. John Gottman, mutlu bir ilişkinin püf noktalarını açıkladı.
Toplu taşıma araçlarında derli toplu oturmayan, sakız çiğneyen, askerlik anılarını dilinden düşürmeyen erkeklerden kadınlar pek hoşlanmıyor. Bu 'kara liste' uzayıp gidiyor. Elbette erkeklerin de şikayet listesi uzun. Onlar da yanda...
Karı-koca kavgaları sadece boşanmalara değil, kazalara da sebep oluyor.
Evlilik korkusu, kişinin çevresinde ve ailesinde yaşadığı olumsuz evlilik
Birtakım sebeplerden dolayı anne-baba geçinemiyor, sürekli tartışıyor,
Genç kadın sızlanıyordu: "Eşim ne beni duyar, ne anlar ne de sevdiğini dile
Düğünler mutlulukların paylaşıldığı en güzel ortamlardır. Ama bazı düğünlerin neşesine kavgalar, sözlü
sonuçlar 1 - 25 of 110