Okulların tatile gireceği bu hafta ülkemizdeki milyonlarca anne babanın yaşadığı karne heyecanı en az çocuklarınınki kadar yoğun. Çocuklarının yıl içindeki başarısını ya da başarısızlığını belgelediği varsayılan karne, anne babalar için de bir o kadar önemli. Her karne döneminde uzmanlar anne babaları karnedeki kırık notlardan dolayı çocuklarını cezalandırmamaları konusunda uyarırken, bunda çocuklar kadar onların da etkisi olduğunu vurguluyor.

Ancak bu yaklaşım yeterince anlaşılmadığı için problem tam anlamıyla çözülmediği gibi farklı problemlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlıyor. Böylece anne babalar kırık notlardan dolayı çocuklarını suçlamamaları gerektiğini kabullendi; ancak bu sefer de sonuçtan sadece kendilerini sorumlu tutuyor ve bundan dolayı mutsuz olabiliyor.

Anne baba olma psikolojisi birçoğunda çocuğunun başarısızlığını kendi başarısızlığı şeklinde algılamasına neden oluyor. Bu yeni anlayışa göre ?karne anne babaların yıl içinde çocuklarıyla ne kadar ilgilendiklerinin, ne derecede iyi birer anne ya da baba oldukları?nın göstergesi yani kısaca bu onların anne babalık başarılarının nota dökülmüş hali.

Karneyi bu gözle değerlendiren ise birçok anne babada kırık not dolu karneler psikolojik travma etkisi yapıyor. Nasıl başa çıkacaklarını bilemedikleri bu problem karşısında da bütün bir tatili hem kendileri hem de çocukları için bir azaba dönüştürebiliyor. En iyi olma saplantısı olan başarısızlığı hazmedemez Peki anne babalar, içine düştükleri bu sıkıntılı dönemi ve kırık not sendromunu en yapıcı ve hasarsız şekilde nasıl atlatabilir?

Konuyu biraz farklı bir açıdan değerlendirmek ve karne konusunu çocuk özelinden çıkarıp anne babalar çerçevesinde değerlendiren Psikiyatr Bahadır Bakım, bu handikaptan çıkış yollarını da özetledi. Bakım'a göre ailelerin çocuklarını tamamen kendi uzantıları olarak görmeleri onların başarısızlığını kendi başarısızlıkları olarak görmelerine neden oluyor.

Anne babaların başarısızlığa karşı tahammülsüz olmaları da o karneyi değerlendirme biçimini etkiliyor. Bu tür durumlarda anne babaların sağduyulu davranması gerektiğine dikkat çeken Bakım, bazı anne babaların psikolojisini çocuklar kadar etkileyen karne krizine hangi düşünce altyapısının sebep olduğunu şöyle özetliyor: ?Aşırı yükseklik ya da üstünlük duygusu başarısızlığı kabullenememe gibi bir sonucu doğurabilir. Çocuğuna gösteremediği kızgınlığı kendine yönelten ebeveyn artık durumdan kendini sorumlu tutmaya başlayabilir. Oysa bu ?başarısızlık? sadece anne babaya bağlı ya da ait değil. Bir başarıda ya da başarısızlıkta birden çok etken vardır.

Çocuğun kapasitesi, çalışma hevesi, anne babanın tutumu, okul ve arkadaş ortamı, öğretmenle iletişimi vs. Bu yüzden de çocuğu ve notlarını bu şartlar altında değerlendirmek gerekir.? Bahadır Bakım'a göre anne babaların farklı problemlerin etkisiyle bir miktar depresif olması da karnedeki sonuçları kendilerince yorumlayarak olumsuz etkilenmelerine neden olabilir. Ayrıca aşırı kaygılı bir yapıya sahip anne babalar da çocuğun o ana has başarısızlığının bütün hayatı boyunca devam edeceği düşüncesiyle gereksiz kaygılara kapılabilir. ?Bu başarısızlık hep sürecek', ya da ?Ben ölünce bu çocuk ne yapacak?' şeklindeki gereksiz korku ve genellemeler de anne babaları sorun yumağının içine sürükleyebilir.

Başarıdaki etkenler birden fazladır Sorundan çocuğu tamamen soyutlayıp sadece kendini sorumlu tutmanın anne babaları kendini cezalandırmaya kadar itebileceğini vurgulayan Psikiyatr Bakım bunun sonuçtan sadece çocuğu sorumlu tutmak kadar yanlış olduğunu belirtiyor. Bakım'a göre bu psikoloji anne babaların hem kendilerinin hem de çocuklarının sosyal hayatına son vererek negatif bir motivasyona neden olabildiğini ifade ediyor.

Peki ister istemez bu psikolojiye girmiş anne babalar kendilerini ve çocuklarını bu olumsuz durumdan nasıl kurtarabilir? Konuya uzun vadeli bakmak ve geçici başarısızlıkları fazla büyütmemek gerektiğini belirten Bakım'a göre anne babalar şöyle bir tavırla problemi kolayca atlatabilir: ?Bir şeyler ters gitmiş olabilir. Çocuk ve öğretmeni ya da çocuk ve ebeveyn arasında bazı yanlış anlaşılmalar olmuş olabilir. Hatalardan ders alınmalı ve deneme yanılma yöntemiyle çocuğun başarısını artıran yöntemler tespit edilmeli. Şartlar gözden geçirilerek bunlarda iyileştirmeye gidilmeli. Çocukla ve öğretmeniyle konuşarak çocuk aile ve öğretmen üçgenindeki iletişim güçlendirilmeli, kalite artırılmalı. Amaç, iyi ve başarılı insan yetiştirmek olmalıdır.

Notları çok yüksek olan öğrenciler iyi ve başarılı demek değildir. Önemli olan çocuğa öğrenmeyi ve neyi nereden öğreneceğini öğretmektir. Bu daha uzun vadeli bir başarıdır. Olumsuzu olumluya dönüştürme yolları aranmalı. Çocuğa doping etkisi yapacak yaklaşımlar gereklidir. Asla kıyaslama yoluna gidilmemeli. Herkesin hayatı ve şartları farklıdır. Çocuk başkasıyla değil kendiyle yarışmayı öğrenmelidir. ?Anne baba olarak biz nerede hata yaptık', ?çocuk hangi konuda hatalı' konusu iyi irdelenmeli, iki konu ayrı ayrı değerlendirilmeli.?